Hipotiroidizm

Hipotiroidizm Nedir?

Hipotiroidizm, tiroid hormonun az salgılanmasıdır. Bu durum tiroid bezlerinin az çalışmasına bağlı olarak gerçekleşir. Metabolizmanın düzenlenmesi ile görevli olan bu hormonların az salgılanması ise hastalarda yorgunluk, seste boğuklaşma, ciltte kuruluk ve dökülme ve dilde büyümeye neden olabilir.

Hipotiroidizm hastalarının kan değerlerinde T3 ve T4 seviyeleri normal olurken TSH düzeyleri yüksek olmaktadır. Hastalığın tedavi edilmemesi durumunda ise hastalar öncelikle kilo almaya başlar. Daha sonrasında ise hastaların vücut ısıları düşer ve şuurları bulanıklaşmaya başlar. Bu belirtilere son olarak kabızlık da eklenir.

Bu belirtiler görülen hastaların uzmana danışması ve gerekli tahlilleri yaptırması gerekmektedir. Hipotiroidizmin tanı alması durumunda ise günlük kullanılan hormon tabletleri ile tedavi edilirler.


Hipotiroidizm Belirtileri

Tiroid bezinin az çalışmasına bağlı olarak gelişen hipotiroidizmin görülen belirtileri şunlardır.

  • Kadınlarda adet kanaması azlığı ya da yokluğu,
  • Erkeklerde ergenlik gecikmesi,
  • Unutkanlık,
  • Konsantrasyon azlığı,
  • Anormal kilo artışı,
  • İştah fazlalığı,
  • Kabızlık,
  • Ses kısıklığı,
  • Terlemenin azalması,
  • Ellerde ve ayaklarda ödem,
  • Soğuk ortamlara tahammül edememe,
  • Depresif ruh hali,
  • Mutsuzluk,
  • Halsizlik,
  • Çabuk yorulma,
  • Hareketlerde yavaşlık,

Hipotiroidizm Nedenleri

Hipotiroidizmin önlenmesi için yapılabilecek bir şey yoktur. Çünkü bağışıklık sisteminin tiroid bezlerine saldırması ve burada bulunan dokuları harap etmesi sonucunda oluşur. Bunun sonucunda ise bazı hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalıklardan en bilineni tiroid bezlerinde iltihaplanma olarak bilinen Haşimato tiroididir.

Haşimato hastalığında bağışıklık sistemi tiroid bezlerini yabancı olarak algılar ve onlara saldırır. Bazı hastalarda ömür boyu bu durum gerçekleşmezken bazı hastalarda ise bağışıklık sistemi tiroid bezlerini çalışamayacak duruma getirebilir.

Tiroid hormonunun salınımının düşmesinin diğer en çok görülen sebepleri ise zehirli guatr ve tiroid kanseri olmaktadır. Hipotiroidizmin diğer nedenleri ise şunlardır.

  • Annesinde tiroid hastalığı bulunanlar,
  • İnterferon, lityum ya da amiodaron gibi ilaçları kullananlar,
  • Radyasyona maruz kalmak,
  • İyottan fakir bölgelerde yaşamak,
  • İyottan fakir beslenmek,
  • Hipofiz bezi sorunları,
  • Doğuştan tiroid bezinin gelişmemesi,
  • Tiroid ameliyatı geçirmek,
  • Radyoaktif iyot tedavisi görmek,
  • Tip 1 diyabet hastası olmak,
  • Vitiligo hastası olmak,
  • Bağışıklık sistemi hastalıklarına sahip olmak,

Bunların yanında kadınlarda hipotiroidizm erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülmektedir. Bunun sebebinin kadın hormonları olan progesteron ve östrojen olduğu düşünülmektedir.  Ancak henüz bir kanıt bulunamamıştır.

Hipotiroidizm Nasıl Teşhis Edilir?

Hipotiroidizm teşhisi için tiroid fonksiyon testleri kullanılmaktadır. Kandan bakılan bu testlerde TSH hormonu ile T4 hormonu seviyeleri incelenmektedir TSH hormonun değerinin çok yüksek olurken, T4 hormonunun çok düşük olması durumunda ise hastalar hipotiroidizm teşhisi alırlar.

Hastaların TSH değerleri yüksek ancak T4 hormonu seviyeleri normal ise o zaman hastaların ileride hipotiroidizm hastası olma riskleri bulunmaktadır.

Kan testlerinin yanı sıra uzmanlar tiroid bezlerini fiziki muayene ile de incelerler. Eğer hastaların ailelerinde tiroid hastalıklarının varlığı, gözlerin dışarı çıkması, yutkunmada güçlük ve tiroid bezlerinde şişlik gibi belirtiler varsa o zaman tiroid bezlerinin görüntülenmesi için tiroid ultrasonu kullanılır ve tiroid bezlerinin büyüklüğüne bakılır.

Tiroid bezlerinde nodül saptanması durumunda ise tiroid sintigrafisi ve gerekli görülürse ince iğne aspirasyon biyopsisi uygulanır. Ancak tiroid bezlerinde nodül görülmesi her zaman kötü huylu olduğu anlamını taşımaz.

Hipotiroidizm Tedavisi

Hipotiroidizm ömür boyu tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Hastalığın tedavisinde ise T4 hormonu içeren ilaçlar kullanılmaktadır. İlaç kullanımının başlamasından sonra şikayetlerin düzelmeye başlaması 2  haftayı bulmaktadır. Düşük dozlar ile başlanılan tedavi 5- 6 haftada bir artırılır ve TSH hormonu normal seviyeye çıkınca tek doza ayarlanır. Daha sonrasında ise hastalar 6 aylık ya da 1 yıllık döngüler ile hormon seviyeleri takibe alınır.

Eğer hastanın hamilelik, koroner kalp hastalığı ya da ileri yaşta olma gibi bir durumu varsa hormon değerlerinin daha sık takip edilmesi gerekir. Bunun gruba dikkat edilmesinin sebebi ise tiroid hormonları ilaçları nedeniyle kalbin daha fazla çalışmasıdır. Bu sebeple de doz ayarlamasının iyi yapılması gerekir. 

Hipotiroidizmin tedavi edilmemesi durumunda ise hastalarda birçok metabolik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Tedavi olmayan veya tedavisini sürdürmeyen kişilerde kalp büyümesi, pıhtı oluşumu, kalp yetmezliği, hipertansiyon ve damar sertliği gibi hayati tehlikesi olan durumlar ortaya çıkabilir.

Bunların yanında hormon seviyelerinde oynamalar küçükse ve hastaların şikayetleri fazla değilse tedaviye başlamadan önce hastalar düzenli kontroller ile izlenebilir.

Hipotiroidizm Beslenme

Hipotiroidizmin neden olduğu metabolik etkiler nedeniyle hem tedaviye devam edilmesi hem de beslenmenin düzenlenmesi gerekmektedir.

İyot

İyot tiroid bezinin normal şartlarda çalışabilmesi için gerekli olan bir elementtir. Bunun için de hastaların günlük beslenmelerinde iyota yer vermeleri gerekir. Ancak hipotiroidizme sebep olan etkenlere bağlı olarak iyot tüketiminin uzmanlar tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Eğer hastalığa neden olan etmen iyot tüketimi eksikliği ise o zaman iyot tüketimi arttırılmalıdır. Ancak hipotiroizme neden olan etmen haşimato hastalığı gibi sebepler ise o zaman iyot tüketiminin azaltılması gerekmektedir. Normal şartlarda dengeli beslenen ve aşırı tuz tüketmeyen hastalar günlük yeterli iyot miktarını almaktadır.

Demir

Demir eksikliği tiroid hücrelerinin enzim aktivitelerinde görevli olan bir mineraldir. Bu sebeple de hipotiroidizm hastalarının demir seviyelerinin kontrol edilmesi ve eğer eksiklik varsa demir takviyesinde bulunulması gerekir.

Selenyum

Antioksidan ve antienflamatuar etkilerinin yanı sıra tiroid hormon sentezinde de rolü olan bazı proteinlerin yapı taşlarından da birisi olmaktadır. Bunun yanında selenyum eksikliğinin haşimato ve otoimmün tiroid hastalıkları ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu bilgilere ek olarak haşimato hastaları üzerinde yapılan çalışmalara selenyum desteği ile antikor seviyelerinin düşürülebildiği görülmüştür.

Diğer bir yanda selenyumun yüksek dozlarda kullanılması vücutta toksik etki yaratmaktadır. Bunun için günlük alınması gereken selenyum miktarının belirlenmesi ve bu miktarın hem beslenme hem de gıda takviyeleri ile alınması önerilmektedir. Takviye kullanımında dikkat edilmesi gereken nokta ise hastaların 3 ayda bir toksisiteyi engellemek için selenyum takviyesi kullanımına ara vermesidir.

Selenyum açısından zengin olan besinlerin için; bazı yağlı tohumlar, tam tahıllar, beyaz et, kırmızı et, sardalya, hindi, ay çekirdeği, mercimek, kuru fasulye, ıspanak, mantar, yumurta, kuzu ciğeri ve deniz mahsülleri bulunmaktadır. Ancak deniz ürünlerinin tüketimi içeriğinde iyot bulunduğu için kısıtlanmalıdır.

Gluten

Çölyak hastalarının glutene karşı hassasiyetleri bulunmaktadır. Bunun yanında otoimmün tiroid hastalıklarında da çölyak sıklıkla birlikte görülür. Bunun için hipotiroidizm hastalarının gluten tüketmemesi gerekir. Sıkı uygulanan bir diyet ile tiroid fonksiyonların iyileşme ve hastaların antikor düzeylerinde düşme görülmektedir.

Kilo Artışı

Tiroid hormonlarının düşük olması metabolizma hızının düşmesine neden olmaktadır. Bu da hastaları obeziteye yatkın hale getiri. Bunun önlenmesi için hastaların kilo vermesi gerekir. Kilo veren hipotiroidizm hastalarında tiroid fonksiyonlarında düzelmeler görülür. Bunun yanında hastaların düzenli olarak egzersiz yapması ile olumlu etkiler arttırılır.

Kan Basıncı ve Hiperlipidemi

Hipotiroidizm hastalarında sıklıkla kolesterol seviyeleri de yükselmektedir. Hormon seviyelerinin normale dönmesi ile birlikte bu durumda da düzelme gözlemlenir. Ancak hastaların hayvansal yağlardan fakir bir diyetle beslenmeleri ve düzenli egzersiz yapmaları bu süreç için önem arz eder. Kolesterollerin yüksek olan hastaların günlük ihtiyaç duydukları kalorilerinin %10’nu yağlardan ve şekerden, %45- 50’sini ise karbonhidratlardan alması gerekmektedir. Ayrıca hastaları diyetlerinde posalı besinleri artırmaları da önerilir.

Hipotiroidizm hastalarında sıklıkla görülen bir diğer komplikasyon ise kan basıncı değerlerinin artmasıdır. Hipertansiyonun kalp ve damar sağlığına birçok etkisi bulunduğu için bu hastaların magnezyum, potasyum, kalsiyum, posa ve protein açısından zengin beslenmeleri gerekmektedir.

İnsülin Direnci

Vücudun insüline yanıtsızlığı olan insülin direnci kilo artışına neden olmaktadır. Bu sebeple de hipotiroidizm ile ilişkilidir. Bu sebeple de hastaların diyetlerinde meyve ve sebze tüketimlerini artırmaları ve yağ ile karbonhidrat alımını azaltmaları gerekir.

Omega 3

Tiroidlerde oluşan inflamasyonun azaltılması için omega 3 yağ asitlerinden yararlanılmaktadır. Bunun yanında omega 3 yağ asitleri tiroid bezinin fonksiyonunun ve dokularının korunmasında etkilidir. Hipotiroidizm ile birlikte artan kalp ve damar hastalıkları riskinin azaltılması için de omega 3 yağ asitlerinden faydalanılır. Bu yağ asitlerinin vücutta az olması durumunda ise hastalarda tiroid hormonu salgılarının azalmasına ve normal beyin fonksiyonlarının bozulmasına neden olur.

D Vitamini

Mantar, süt, somon ve yumurta sarı gibi besinlerle alınabilen D vitaminin düşük olması hem hipotiroidizm hem de kemik yoğunluğunun azalması ile ilişkilidir.

Çinko

Çinko da tiroid enzimlerinin sentezlenmesi için kullanılan minerallerden birisidir. Vücutta çinko eksikliğinde uyuşukluk, depresyon, kramp, cilt kuruluğu ve saç dökülmesi gibi belirtiler oluşur. Somon balığı, organik yumurtalar, kabak, deniz ürünleri ve chia tohumu çinko açısından zengindir.

A Vitamini

A vitamini hem tiroid hormonlarının üretiminde hem de salgılanmasında rol alan bir vitamindir. Bu sebeple de hastaların düzenli olarak havuç, kabak, tatlı patates, koyu yeşil sebzeler ve ıspanak gibi besinlerden A vitamini alması gerekir.

E vitamini

Oksidatif stresin azaltılmasında etkili olan E vitamini bu sayede bağışıklık sisteminin yanıtını normalleştirmeye katkıda bulunmaktadır. E vitamini açısından zengin besinlerin içinde zeytin, avokado, çiğ badem, pazı, yeşil yapraklı sebzeler ve ıspanak bulunur.

B Vitaminleri

B kompleks vitaminleri açısından zengin besinlerin tüketilmesi hem hastaların şikayetlerinin azalmasına hem de daha fazla tiroid hormonunun üretilmesine yardımcı olmaktadır. Bu besinlerin içinde ton balığı, somon, yumurta, antep fıstığı, kırmızı et, ıspanak, dolmalık biber bulunur.

Tirozin

Tiroid bezleri tarafından iyot ile birlikte kullanılan tirozin aynı zamanda bağışıklık sisteminde de önemli bir yere sahiptir. Tirozin takviyeleri hastaların hem şikayetlerini azaltmaya hem de tiroid fonksiyonlarını düzeltmeye yardımcı olmaktadır. Yüksek tirozin içeren besinlerin içinde ise peynir, yumurta, tavuk, yulaf, hindi eti ve fasulye bulunur.

C Vitamini

C vitaminin yeterli miktarda kullanılması ile tiroid bezindeki doku hasarlanmalarının önüne geçilebilinir. Bunun yanında midenin daha asidik bir ortam olmasını sağlayarak ilaçların daha hızlı emilmesini sağlar. C vitamini açısından zengin olan besinlerin içinde ise kivi, portakal, greyfurt, brokoli, limon, çilek ve dolmalık biber bulunur.