Ankilozan Spondilit (Kamburluk)

Şub 27, 2022

KISA YOL

Ankilozan Spondilit (Kamburluk) Hastalığı Nedir?

Erkeklerde daha fazla oranda gözlemlenen ankilozan spondilitin oluşumunda çevre ve iklim şartlarının etkili olduğu düşünülmektedir. 15 ile 30 yaş arasında görülmekle birlikte en sık 24 yaşında teşhis alan bir hastalık olmaktadır. Ankilozan spondilit hastalığının çeşitli tedavi yöntemleri bulunmakla birlikte, bu yöntemlerden hiçbiri hastalığın tamamen iyileşmesini sağlamamaktadır. Var olan tedavi yöntemleri ile hastalığın ilerlemesi durdurulan bilindiği gibi şiddetinin de azaltılması sağlanabilmektedir. Bunların yanında diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi ankilozan spondilitin de erken tanı alması tedavinin kilit noktası olmaktadır.


Ankilozan Spondilit Nedir?

İltihaplı romatizma hastalıklarından birisi olan ankilozan spondilit, eklemleri etkilemektedir. En karakteristik belirtileri içerisinde sabahları bel ağrısı ile uyanma, sırt ve boyun tutulmaları olmaktadır.

Bazı hastalarda ise hastalık omurganın tamamen pasifleşmesine neden olduğu için hastaların başlarını çevirmede zorluk yaşadığı görülmektedir. Tedavi edilmemesi durumunda ise hastalık kamburluğa doğru evrilmektedir ve son aşamada boyun deformasyonları söz konusu olur.

Omuriliği etkileyen bir artrit türü olan ankilozan spondilit omurga eklemlerinin iltihaplanmasına neden olduğu için hastaların şiddetli ağrı yaşamasına neden olmaktadır. İlerleyen evrelerinde ise hastaların omurgalarında yenik kemik oluşumuna da sebep olmaktadır. 

Diğer bir yandan ankilozan spondilit omuz ve kalça gibi alanlarda da sertlik ve ağrılara neden olabilmektedir. Akciğerleri, gözleri ve kalbi de etkileyebilen ankilozan spondilitin tedavisine bir süreç olarak bakılması gerekir.

Ankilozan Spondilit İle Kireçlenme Arasındaki Farklar Nelerdir?

Sıklıkla kireçlenme ile karıştırılan ankilozan spondilit kronik olarak eklemlerde ortaya çıkan iltihaplı bir hastalıktır. Hastalığın çok ilerlemesi durumunda ise hastaların hareket kabiliyetlerini kaybetmelerine neden olmaktadır. Hastalığın kireçlenme ile karıştırılmasının sebebi ise omurgada kireçlenmeye sebep olmasıdır. Ancak kireçlenme her yaştan insan da ve bütün organlarda görülebilen bir hastalık olurken,, ankilozan spondilit sadece omurgayı etkilemektedir.

Ankilozan Hastalığı Belirtileri

Ankilozan spondilit tanısını konulabilmesinde belirtilerin önemli bir yeri bulunmaktadır. Çok çeşitli olarak görülen bu belirtilerin erken fark edilmesi de doğal olarak erken tanı almasının yolunu açmaktadır.

  • İlk belirti bel ağrıları olmaktadır.
  • Bel ağrılarının şiddetinin gittikçe artması.
  • Kalça, sırt, boyun, omuz ve kaburgalarda ağrı görülmesi.
  • Kamburlaşma,
  • Sabahları yaşanılan ciddi bel ağrıları,
  • Özellikle sabahları görülen hareket kısıtlılığı ve sertleşme,
  • Kaburga eklemlerinin etkilenmesi durumunda ise nefes alıp vermede rahatsızlık hissi yaşanır. 
  • Hareket ederken ağrı hissedilmesi,
  • Yürümede zorlanma,
  • Yorgunluk,
  • Fiziksel aktivite ya da egzersiz ile ağrıların hafiflemesi ve geçmesi.

Ankilozan Hastalığı Nedenleri

Günümüzde hala ankilozan spondilitin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Kalıtsal faktörlerin etkili olduğu bilinmekle birlikte Reiter sendromunun bulunması, mikroplar ve çevre faktörünün de hastalığın oluşmasında etkili olduğu düşünülmektedir.

Ankilozan Spondilit Hastalığının Evreleri

Diğer birçok hastalıkta da olduğu gibi ankilozan spondilitin de evreleri bulunmaktadır. Bu evreler özellikle tedavinin planlanmasında önemli olmaktadır.

Erken Evre

Ankilozan spondilit omurgayı tutan bir hastalık olmakla birlikte hastaların ilk şikayeti geçmeyen ve şiddetlenen bel ağrıları olmaktadır. Bu sebeple de bel fıtığı gibi yanlış teşhisler ile karşılaşılmaktadır. Eğer bel ağrıları 40 yaşından önce görülüyor ve egzersiz ile hafifliyorsa o zaman ankilozan spondilitin erken evresi olma ihtimali yüksektir. Bu aşamada yakalanması durumunda ise hastalık ilerlemeden durdurulmaktadır.

İleri Evre

Erken evrede tanı almayan ve belirtilerin artması ile sonuçlanan evreye ileri evre denmektedir. Bel ağrılarının yanlış teşhis edilmesi ve hastalığın tedavi edilmemesi sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Ankilozan Spondilit Risk Faktörleri Nelerdir?

Bazı hasta grupları ankilozan spondilitin görülmesi açısından daha riskli olarak görülmektedir. Bu riskleri ise şu başlıklar altında toplamak mümkündür.

Genetik

Ankilozan spondilitin kalıtsal bir hastalık olduğu bilinmektedir. HLA-B27 geni ile ilişki içinde olan hastalığın teşhisi için yapılan genetik testlerin hemen hemen hepsinde pozitif çıkmaktadır. Bu genin bağışıklık sistemine saldırdığı ve omurgaya zarar verdiği düşünülmektedir. Bunların yanında hastalarının çocuklarında da %20 oranında ankilozan spondilit görülmektedir.

Yaş

Ankilozan spondilit 40 yaş öncesinde görülmektedir. Bu sebeple bu yaştan önce yaşanılan bel ağrılarında ankilozan spondilitin ihtimaller arasında bulunması gerekmektedir.

Cinsiyet

Ankilozan spondilit erkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla görülmektedir. Bu sebeple de erkekler daha fazla risk altındadır.

Reiter Sendromu

Vücudun herhangi bir bölgesinde genişleyen bir enfeksiyon sonucunda eklemlerde deformasyona sebep olan bu hastalık aynı zamanda ankilozan spondilit riskini de artırmaktadır.

Bağırsak Hastalıkları

Çeşitli bağırsak hastalıklarının görüldüğü bireylerin büyük bir kısmında aynı zamanda ankilozan spondilite de rastlanmaktadır.

Ankilozan Spondilitin Komplikasyonları Nelerdir?

Ankilozan spondilit sahip olduğu semptomların yanında bazı komplikasyonlara da sebep olabilmektedir.

Sırtta Kamburluk

Omurgada yaşana hasar sebebi ile hastalarda kamburluk görülmesi son derece beklenen bir durum olmaktadır. Kamburlu hem tedavi sonrasında hem de tedavi sırasında görülebilir.

Belde Düzleşme

Bel bölgesinde doğuştan bulunan kavis ankilozan spondilit sebebiyle düzleşebilmektedir.

Kalp Yetmezliği

Omurga eklemlerinde ankilozan spondilit sebebi ile yaşanılan rahatsızlıklar kalp kaslarını da etkileyebilmektedir. Kalp kaslarında görülen bu anomaliler ise hastaların daha çabuk yorulmasına ve mental yönden zayıflamasına neden olmaktadır.

İltihaplı Bağırsak Hastalığı

İltihaplı bağırsak hastalıkları ankilozan spondilitin bir sonucu olabildiği gibi nedeni de olabilmektedir. Bu sebeple bu döngüyü hangisinin başlattığı tam olarak bilinmemektedir.

Kauda Ekuina Sendromu

Kuyruk sokumunda bulunan sinirlerin sıkışması olarak tanımlanan kauda ekuina sendromu son derece ciddi olmaktadır. Şiddetli ağrıya sebep olmasının yanı sıra tedavi edilmemesi durumunda ise felce sebep olabilmektedir.

Ankilozan Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Ankilozan spondilit hastalığının teşhis edilmesinde testler ve görüntüleme yöntemleri ile birlikte hastanın hikayesi de birlikte değerlendirilmektedir.

Fiziki Muayene

Hastalara yapılan fiziki muayenede öncelikle enfeksiyon bölgeleri kontrol edilmektedir. Muayene sırasında hastaların bel, boyun, topuk, leğen kemiği eklemleri ve göğüs bölgesinde ağrı olup olmadığı kontrol edilmektedir. Bunun yanında hastaların hareketlerinin omurgaları tarafından kısıtlanıp kısıtlanmadığına da bakılmaktadır. Son olarak ise uzmanlar hastaların sindirim sistemlerinde enfeksiyon oluşumunu da değerlendirmesi gerekmektedir.

Röntgen

Röntgen ile hastaların eklemlerinde inflamasyona bağlı değişikliklerin olup olmadığına bakılmaktadır. Özellikle leğen kemiği eklemlerinde herhangi bir değişikliğin olması hastalığın teşhisinde ki kilit noktalardan birisi olmaktadır.

MR

Ankilozan spondilit hastalığının teşhisi aşamasında röntgene ek olarak MR sonuçlarının değerlendirilmesi de gerekebilir.

Laboratuvar Testleri

Teşhis için en çok yardımcı olan testlerin içerisinde kan testleri de bulunmaktadır. Bu testler sayesinde hastalarda HLA-B27 geninde bir bozulma olup olmadığı araştırılmaktadır. Ayrıca kan testleri ile kandaki enfeksiyon seviyesi de ölçülür.

Ankilozan Hastalığı Tedavi Yöntemleri

Ankilozan spondilit hastalığının mutlak suretle tedavi edilmesi gerekmektedir. Aksi halde hastaların hayat kaliteleri ciddi bir şekilde etkilenmektedir. Hastalığın tedavisinde ise farklı yöntemler bulunmaktadır. Hastalara hangi tedavi yöntemlerinin uygulanması gerektiğinin en önemli belirteci ise hastalığın evresi olmaktadır.

İlaç Tedavisi

Ankilozan spondilit tedavisinde en sık kullanılan tedavi seçeneklerinin başında ilaç tedavisi gelmektedir. Özellikle non-steroid anti-inflamatuar ilaç grubu hastaların yaklaşık olarak %65’inde olumlu sonuç vermektedir. Bu ilaç grubu hastalarda görülen tutukluk ve ağrının büyük miktarda giderilmesini sağlamaktadır. non-steroid anti inflamasyon ilaçlar ise kendi içinde üçe ayrılmaktadır.

Naproksen

Naproksen grubu ilaçların çalışma prensibi vücutta ağrı ve inflamasyona neden olan meditörleri azaltılmasıdır. Ayrıca diğer ilaç gruplarına göre kanda daha uzun bir şekilde yapılanmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı da ankilozan spondilit tedavisinde ilk olarak tercih edilen ilaçlardan birisi olmaktadır ve ülkemizde reçetesiz satışı bulunmamaktadır. İlacın araba tutmasına sebep olduğu bilinmektedir. Ancak bunun önlenmesi için ilacın yiyecekler ile birlikte alınması gerekmektedir.

İndometazin

Ankilozan spondilit tedavisinde kullanılan bir başka ilaç türü de indometazin olmaktadır. Bu ilacın nasıl kullanılması gerektiği ve yan etkileri ile ilgili olarak hastaların net bir şekilde bilgilendirilmesi ise önem taşımaktadır.

Diklofenak

Ankilozan spondilit hastalarının ağrılarını ve inflamasyonunu azaltmak için kullanılan bir ilaç olmaktadır. narkotik olmayan ancak en güçlü analjezik etkiye sahip olan bu ilaç ağrı kesici olarak kullanılmaktadır. Enjeksiyon olarak uygulanan bu ilacın iki günden daha fazla kullanılmaması gerekmektedir. Bunların yanında ilacın enfeksiyon belirtilerini maskeleme özelliği de bulunmaktadır.

Tümör Nekroze Edici Faktör Blokerleri

Özellikle ankilozan spondilit ve romatoid artrit hastalıkları başta olmak üzere romatolojik hastalıkların tedavisinde son derece etkili olan bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde 4 farklı tümör nekroze edici faktör blokerleri bulunmaktadır ve etkinlikleri kanıtlanmıştır. Bu blokerler ise şunlar olmaktadır.

  • İnfliximab,
  • Adalimumab,
  • Etanercept,
  • Golimumab,

Fizik Tedavi

Ülkemizde her 200 kişiden birinde görülen ankilozan spondilit hastalığında yaşanılan şiddetli ağrıların azaltılmasında fizik tedavinin önemli bir yeri bulunmaktadır. Ankilozan spondilit tedavisinde kullanılan fizik tedavi yöntemleri ise germe, postür, güçlendirme ve solunum bulunmaktadır. 

Ankilozan spondilit tedavisinde fizik tedavinden başarılı sonuçların alınabilmesi için hastaların uyması gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Öncelikle hastaların sigara kullanmaması gerekir. Ayrıca yastıksız yatmaktan kaçınmalı ve egzersizlerini de düzenli olarak devam ettirmeleri gerekmektedir. Bunların yanında uyurken dizlerin karına çekilmemesine dikkat edilmeli ve omurganın korunması için ise yüzüstü yatılması gerekmektedir.

Fizik tedavi egzersizlerinin içinde yüzme de bulunmaktadır. Ayrıca omurganın geriye doğru eğildiği egzersiz türlerine de ağırlık verilmesi gerekir.

Kineziterapi

Fizik tedavinin alt kollarından birisi olan kineziterapi bacak, kol ve gövdedeki çeşitli kısımlara zorla yaptırılan hareketler ile hareket ve destek cihazları ile yapılan tedavi olmaktadır. Kineziterapi için hastaların herhangi bir çaba göstermesine gerek yoktur.

Cerrahi Tedavi

Diğer tedavi yöntemlerinin sonuç vermemesi durumunda cerrahi tedavi yöntemlerinden faydalanılmaktadır. Özellikle ileri evreli hastaların tedavisinde cerrahi bir seçenek olmaktadır. Özellikle omurganı aşırı derecede öne eğildiği hastalarda düzeltme için bu tedavi seçeneğine başvurulmaktadır. Ancak çok riskli ameliyatlar olduğu için her hastaya uygulanması mümkün olmamaktadır.

Artroplasti

Fonksiyonunu kaybeden bir eklemin cerrahi müdahale ile yeniden fonksiyon kazandırılması artroplasti olarak tanımlanmaktadır. Bu yöntem ankilozan spondilit hastalarının ameliyat edilebildiği hastalar için geçerli olmaktadır.

Ankilozan Spondilit Nasıl İlerler?

Eğer hastalar ankilozan spondilit tanısı alamaz ya da tedavi edilmezse hastalık ilerleme göstermektedir.

Kamburluk

Tedavi edilmeyen veya ileri evrede tedavisine başlanan hastalarda kamburluk görülmektedir. Ancak erken evrede tedavisi başlanan hastalarda kamburluk görülmemektedir.

Ankilozan Spondilit Hastalarının Beslenmesi

Ankilozan spondilit hastalarının beslenmeleri ile ilgili birçok bilgi bulunmaktadır. Ancak bu bilgilerin önemli bir kısmı birbiri ile çelişmektedir. Bu sebeple çok farklı kaynaklarda yer alan ve birbiri ile bağlantılı olan şu noktalara dikkat edilmesi gerekir.

Öncelikle hastaların süt, süt ürünleri ve glutenden tamamen uzak durması gerekmektedir. Bunun yanında et tüketimini ciddi şekilde azaltmaları önerilmektedir. Et ürünlerinin içinde balık da yer almaktadır. Balık tüketiminin olmaması ise omega 3 açığı yaratacağı için bu yağın takviye olarak alınması önem kazanmaktadır. omega 3 yağının karşılanabilmesi için ise keten tohumu ve ceviz öne çıkan bitkisel kaynaklar olmaktadır. Bunların yanında glutenin her türlüsünden kaçınılması gerekir. Ancak özellikle tam tahıl vücutta hali hazırda var olan enfeksiyonu kötüklemektedir. Bu sebeple tam tahıllı ürünlerden bilhassa uzak durulması önerilmektedir.

Beslenmede dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta ise sigara ve alkol tüketimidir. Özellikle sigara kullanan erkeklerde semptomlar çok daha şiddetli olmaktadır.  Sigaranın bırakılması ise ağrı ve tutulmalarda ciddi azalma sağlamaktadır.

Bunu  yanında ankilozan spondilit hastalarının önemli bir kısmında bağırsak sorunları da yaşanmaktadır. Bunun içinde mayalı besinlerden uzak durulması gerekir. Ayrıca paketli gıdalar, ilave şekerler, trans ve doymuş yağlar ve elbette ki koruyucu içeren gıdalardan da uzak durulması gerekmektedir.

Birçok kaynakta bakliyatta son dönemlerde kötülenmektedir. Ancak bakliyatta bulunan lektin suda bekletme gibi işlemlerle arındırılabilmektedir. Bu sebeple bakliyatı tüketmeden önce lektinden arınmasına dikkat edilmesi gerekir.

Bunların yanında çay, kahve ve asitli içeceklerden de uzak durulması gerekmektedir. Çünkü bunlar kalsiyum emilimini olumsuz etkilediği için kemiklere zararlı olmaktadır. 

Bunların yanında hastaların kemik suyu ve paça çorbasını tüketmeleri önerilmektedir. Son olarak hastaların fazla kilolarından kurtulmaları da eklemler üzerindeki baskıyı azaltacağı için daha az ağrı yaşanması sağlamaktadır.