Keratokonus

Oca 18, 2024

KISA YOL

Keratokonus nedir?

Göz hastalıklarından birisi olan Keratokonus korneanın incelerek koni şeklinde dışarı doğru şişmesi durumudur. Korneanın koni şeklini alması bulanık görmeye neden olurken hastaların ışığa ve parlamaya karşı daha hassas olmalarına neden olmaktadır. Genellikle her 2 gözü de etkileyen Keratokonus, bazı vakalarda bir gözün diğerinden daha fazla etkilenmesine neden olmaktadır. Özellikle ergenlik döneminin sonları ile 30 yaş arasındaki insanları etkileyen Keratokonus 10 yıl içerisinde yavaş yavaş ilerleyen bir hastalıktır. 

Keratokonusun erken evrelerinde tanı alması durumunda görme problemleri gözlük ya da yumuşak kontakt lenslerle düzeltilmektedir. İlerleyen dönemlerinde ise sert gaz geçirgen kontakt lensler ya da skleral lensler gibi farklı lens tipleri gerekmektedir. Durumun kötüleşmesi durumunda ise kornea nakli önerilir. 

Kolajen çapraz bağlanması adı verilen bir prosedür keratokonus hastalığının ilerlemesini yavaşlatmaya ve durdurmaya yardımcı olabilmektedir. Bu sayede hastalardaki kornea nakli ihtiyacı önlenebilir.

Keratokonus tanısı

Keratokonus için öncelikle hastanın tıbbi geçmişi incelenir. Daha sonrasında göz muayenesi yapılır. Korneanın şeklinin hakkında daha fazla bilgi edinmek için yapılabilecek testler arasında ise şunlar bulunmaktadır.

  • Phoropter adı verilen özel bir cihaz ile gözdeki ışık kırılması test edilmektedir. Bu cihazda farklı mercek numaralarına sahip lensler hastaların gözünün önüne konur, daha sonrasında en keskin görüşün olduğu lens hasta tarafından belirlenir.
  • Yarık lamba muayenesinde ise gözün yüzeyine dik bir ışık hüzmesi gönderilir. Daha sonrasında bu ışık altında gözün görüntülenmesi için düşük güçlü bir mikroskop kullanılır. Bu test ile göz doktoru korneanın şeklinde değerlendirir ve gözde ki diğer olası sorunları araştırır.
  • Işık çemberinin korneaya odaklanmasını içeren keratometri korneanın temel şeklinin belirlenmesini sağlamaktadır.
  • Bilgisayarlı kornea haritalamasında ise kornea tomografisi ve topografisi ile korneanın ayrıntılı haritalanması yapılmaktadır. Bu test sırasında korneanın kalınlığı da ölçülebilmektedir. Bu test genellikle yarık lamba muayenesinden önce keratokonus erken teşhis edilmesini sağlar. 

Keratokonus nedenleri

Hastalığın nedenlerinde genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda her 10 hastadan birinde bu hastalığa sahip bir ebeveynin olduğu gözlemlenmiştir. Hastalığın oluşmasına neden olabilecek risk faktörleri içerisinde ise şunlar yer almaktadır.

  • Retinitis pigmentosa
  • Down sendromu
  • Marfan sendromu
  • Ehlers danlos sendromu 
  • Saman nezlesi
  • Astım
  • Gözlerin şiddetli bir şekilde oluşturulması
  • Ailede keratokonus öyküsünün bulunması

Keratokonus belirtileri

Hastalığın neden olduğu belirtiler ilerleyen evrelerinde değişiklik göstermektedir. İlk evrelerinde görülen belirtiler arasında ise şunlar bulunmaktadır.

  • Bulanık ya da bozuk görüş
  • Ani kötüleşme veya görme bulanıklığı
  • Gece görüşünde sorunlar
  • Gözlük reçetelerinde sık sık değişiklik yapılması ihtiyacı 
  • Parlak ışığa ya da parlamaya karşı artan hassasiyet

Keratokonus komplikasyonları

Bazı durumlarda korneanın hızlı bir şekilde şişerek görüşün şiddetli bir şekilde azalmasına neden olur. Bu durum aynı zamanda korneada yara izinin oluşmasına da neden olmaktadır. Bu durumun oluşmasında korneanın iç astarının parçalanması rol oynamaktadır. Descement membranı adı verilen bu durumun oluşması sıvının kornaya ya girmesine neden olmaktadır. Bu sebeple de şişlik genellikle kendiliğinden iner ancak geride görüşü etkileyen yara izi oluşabilir.

Hastalığın ilerlemesi korneanın yaralanmasına neden olabilmektedir. Korneanın yaralanması ise görme sorunlarının kötüleşmesine ve kornea nakli gerekliliğine neden olmaktadır.

Keratokonus tedavi yöntemleri

Keratokonus tedavisi hastalığın ciddiyetine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Temel olarak hastalığın tedavisinde iki farklı yaklaşım belirlenmektedir. Bu tedavilerin temel amaçları ise görüşü iyileştirmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır.

Keratokonus ameliyatı

Korneada yara izinin bulunması durumunda tercih edilen bir yöntemdir. Bunun yanında hastaların korneasında aşırı incelme ya da güçlü lensler ile görme güçlüğü yaşanması durumunda ameliyat önerilmektedir. Korneanın şişkinliğine göre uygulanan ameliyat değişiklik göstermektedir.

Keratokonus ameliyat yöntemleri

Ameliyatların hastaların ihtiyaçlarına göre farklı yöntemlerle bilmektedir. Bu yöntemler içerisinde şunlar yer alır.

İntrastromal kornea halka segmentleri

ICRS hafif ve orta dereceli keratokonus olan hastalara uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemde korneaya küçük sentetik halkalar yerleştirilir. Bu halkalar korneasının düzleşmesini sağlar. Korneanın düzleşmesi de görüşün iyileşmesini sağlayacağı gibi kontakt lenslerin de daha iyi uyum sağlamasına yardımcı olabilmektedir. Bazı vakalarda bu prosedür kornea çapraz bağlama ile birlikte uygulanmaktadır. 

Çapraz bağlama

Özellikle yaşlanma sebebiyle görülen keratokonus hastalarında kornea yapısındaki kolajen yapısının güçlendirilmesi amacıyla çapraz bağlama ameliyatları uygulanmaktadır. Bu operasyon her 2 göz için yaklaşık olarak yarım saat sürmektedir. Ameliyatın amacı korneanın kolajen yapısının çok daha dirençli bir hali getirilmesidir. Bu sayede korneadaki incelme ve şişkinliğin engellenmesi hedeflenir.

Kornea nakli

Yara izi ya da aşırı incelme durumunun bulunduğu vakalarda hastaların kornea nakline ihtiyaçları bulunmaktadır. Duruma bağlı olarak uzmanlar korneanın tamamını ya da bir kısmının sağlıklı donör dokusuyla değiştirebilir. Kornea nakli aynı zamanda keratoplasti olarak da adlandırılmaktadır.

Keratokonus ameliyatı faydaları

Ameliyatlarının hastalar açısından en önemli avantajı hastalığın ilerlemesinin durdurulması ve görme bozukluklarının giderilmesini sağlamasıdır. Bu sayede hastaların hayat kalitelerini önemli ölçüde artması mümkün olmaktadır.

Keratokonus ameliyat komplikasyonları

Keratokonus hastalarında kornea nakli genellikle başarılı sonuçların elde edildiği bir tedavi yöntemi olmaktadır. Ancak diğer cerrahi prosedürler de olduğu gibi kornea naklinde de oluşabilecek bazı komplikasyonlar bulunmaktadır. Bu komplikasyonların içerisinde şunlar yer alır.

  • Graft reddi
  • Zayıf görüş
  • Enfeksiyon 
  • Astigmatizm
  • Glokom
  • Kornea naklinden sonra görülen astigmatizm komplikasyonun tedavisinde genellikle sert kontakt lensler kullanılarak sorun ortadan kaldırılır.

Kornea çapraz bağ ameliyatından sonra görülebilecek komplikasyonlar içerisinde ise şunlar yer almaktadır.

  • Gözlerde kuruluk
  • Göz ağrısı ya da tahrişi
  • Enfeksiyon hastalığın daha fazla kötüleşmesi

Kornea halka segmentleri ameliyatından sonra hastalarda görülebilecek komplikasyonlar içerisinde ise şunlar yer almaktadır.

  • Enfeksiyon
  • Kornea incelmesi
  • Parlama ya da ışık halelerinin görülmesi

Keratokonus ameliyat sonrası yaşam

Ameliyatlarından sonra astarın yaşamı olumlu şekilde değişmektedir. Ameliyatlar hastalığın daha fazla ilerlemesini engelleyerek görmenin tamamen kaybolmasının önüne geçmektedir. Ancak bu ameliyatlar mevcut görme bozukluklarının düzelmesine sağlamaz. Bu sebeple de hastaların ameliyattan sonra konularına uygun ölçüde üretilmiş özel lensler kullanmaları ya da gözlük takmaları gerekmektedir.

Keratokonus hastalarının iyileşme süreci

Keratokonus tedavisinden sonraki iyileşme süreci ameliyat yöntemine göre değişiklik göstermektedir. Cross linking tedavisinden sonra hastalarda 1- 2 gün ağrı şikayeti olabilmekle birlikte bu şikayetlere ışık hassasiyeti de eşlik edebilmektedir. Hastanın işine ya da okuluna dönmesi için bir haftalık dinlenme süresi gerekmektedir. Ayrıca ameliyattan sonra hastaların bir ay süreyle damla kullanmaları önerilir. Cross linking ameliyatından sonra hastaların 40 yaşına kadar her 6 ayda bir kontrol randevularına gitmeleri önerilmektedir. Bunun yanında hastanın gözlerini ovmaması en önemli noktadır.

Hastanede yatış gerektirmeyen Femtosaniye lazer ile yapılan bu göz ameliyatı sonrasında, erken dönemde hastaların gözlerini ovuşturmamaları en önemli noktadır. Ameliyattan sonra hastaların duş almadan önce 2-3 gün beklemeleri önerilmektedir. Ayrıca, hastaların ameliyattan sonra bir ay süreyle ilaç kullanmaları tavsiye edilir. Günlük hayatlarına dönmeleri için ise genellikle 2-3 gün yeterli bir süre olmaktadır.

Lazer tedavisinden sonra ilk 2 gün ağrılı hissedilebilir. Ağrıların geçmesi için ağrı kesici ya da soğuk kompleks uygulaması önerilmektedir. Hastaların günlük yaşamlarına dönebilmesi için 8- 10 günlük bir süre gerekmektedir. Bu süre içerisinde hastaların güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınması ve daha sonraki 3 ayda güneş gözlüğü kullanması önerilmektedir. Hastaların tam görme düzeyine ulaşması için gerekli olan süre ise bir ay olmaktadır. Genellikle cross linking tedavisiyle birlikte uygulanan lazer tedavisi ömürlük bir tedavi olmaktadır. Bu sebeple de tekrar bir bozulma beklenmez.

Keratokonus olan bireyler nelere dikkat etmeli?

Keratokonus hastalarının dikkat etmeleri gereken 2 nokta bulunmaktadır. Bunlardan ilki, gözlerinin ovalanmamasıdır. Bunun yanında hastalığın teşhisinden sonra düzenli kontrollerin yapılması ve hastalığın ilerleyiş sürecinin kontrol altında olması önemlidir.

Keratokonus lensleri

Kerata kontakt lenslerin belirlenmesinde kullanılan en önemli kriter hastalığın evresidir. Bu sebeple de doğru lensin belirlenebilmesi için kornea yakalandığı ve keratometrik reaktif değerlerin birlikte kullanılarak hasta için uygun lensin belirlenmesi gerekmektedir. Keratokonus hastaları için önerilen 4 farklı lens türü bulunmaktadır

Gaz geçirgen keratokonus lensleri 

Sert lens olarak da adlandırılan bu lenslere dokunulduğunda sert bir yapısı olduğu görülür. Bu lensler oksijeni mükemmel bir şekilde korneaya geçirebilmek ile birlikte kullanım zorluğu ve düşme tehlikesi bulunmaktadır. Bu sebeple de gaz geçirgen lens ile spor yapmak son derece zor olabilir.

Gaz geçirgen lensler hastalığın neden olduğu düzensiz kornea yüzeyinin maskeleyerek düzgün bir yüzey oluşmasını sağlarlar. Özellikle ikinci ve üçüncü evre keratokonus hastalarının görme seviyelerinin artırılması için kullanılan lens türü olmaktadır. Korneanın en sivri noktasına yerleştirilen bu lensler farklı çaplarda olabilmektedir.

Yumuşak keratokonus lensleri

Konforlu bir lens kullanımı sunan yumuşak keratokonus lensleri nem tutma kapasitesi son derece fazla olmaktadır. Bu lensler kornea üzerinde daha az sürtünmeye neden olmasından dolayı göz tahrişlerinin engellenmesi sağlanmaktadır. Kornea için gerekli olan oksijeni verimli bir şekilde iletirken nemlilik sağladığı için birçok hasta tarafından tercih edilmektedir. Ancak ileri evrelerde görüntü kalitesi açısından yeterli değildirler. 3 ayda bir değiştirilmesi gerektiği için maliyetleri gaz geçirgen lenslerden daha yüksek olmakla birlikte yumuşak oldukları için kullanımları çok daha rahat olmaktadır.

Hibrit keratokonus lensleri

Etrafı yumuşak ortası sert olan bu lensler 2000’li yılların başından itibaren hastalar tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu lenslerin orta yüzeyleri gaz geçirgen sert lens malzemesinden yapılırken kenarları ise silikon veya poliüretan yumuşak lens malzemesi kullanılarak üretilmektedir. Gaz geçirgen sert lenslere oranla çok daha rahat bir kullanım imkanı sunmasına rağmen yumuşak kısımda oksijen iletimi aynı seviyede gerçekleşmediği için çeşitli problemler çıkabilmektedir.

Kornea ihtiyacı olan oksijeni elde edebilse de nemlilik sorunu bu lenslerde giderilmiştir. Bunun yanında aynı lenste 2 farklı malzemenin kullanılması da kullanım sorunlarına neden olmaktadır. Bu sebeple de hibrit keratokonus lensi kullanan hastaların düzenli olarak suni gözyaşı damlası kullanma ihtiyacı bulunmaktadır.

Skleral keratokonus lensleri

Oksijen geçirgenliği çok yüksek olan bu lensler büyük olmalarından dolayı da gözle çok daha az hareket etmektedir. Bu sebeple de en konforlu keratokonus lenslerden biri olmaktadır. Yumuşak bir materyalden yapılmamasından dolayı uzun süre kullanımı mümkün olmaktadır. Görme kalitesi açısından ise en iyi sonucu sağlayan lens çeşidi olmaktadır.

Yukarıda belirtilen tüm lens çeşitleri hastalara özel olarak hazırlanmaktadır. Bu sebeple de doktorun yaptığı ölçüm değerleri fabrikalara iletilir ve daha sonrasında hasta adına üretim yapılır. Yaklaşık olarak bir ay süren bu süreç yurt dışındaki fabrikalarda gerçekleştiği için maliyetleri döviz üzerinden hesaplanmaktadır.

Keratokonus lazer

Keratokonus hastalığının ilerlemesinin durdurulması ve görme düzeyinin artırılması için lazer ve ışın tedavileri uygulanmaktadır. Özellikle hastaların 35 yaşına kadar yapılması önerilen tedavi çeşidi cross linking olmaktadır. Bu tedavi hastalığın ilerlemesini durdurmak amacıyla gerçekleştirilen bir ışın tedavisi olmaktadır. Bu sebeple de cerrahi işlemler arasında yer almaz. Doğru zamanda yapılan cross linking tedavisinin başarı oranın çok yüksek olmaktadır.

No touch lazer tedavisi

Keratokonus tedavisinde kullanılan no touch lazer tedavisi gibi seçenekler ise düşük numaralı göz bozukluğu olan hastaların gözlüksüz bir şekilde daha net görebilmelerini sağlayan lazer seçenekleri olmaktadır. Kornea kalınlığına bağlı olarak değişmekle birlikte 3- 3,5 numaraya kadar olan miyop astigmat derecelerini uygulanan to touch lazer tedavisi aynı zamanda hibrit lazer ismi ile de anılmaktadır. 

PTK Lazer tedavisi

PTK lazer tedavisi ise yine cross linking tedavisi ile birlikte uygulanan bir lazer tedavisi olmaktadır. Gözlükle dahil görüşün net olmayan hastalara uygulanmaktadır. Bu lazer tedavisiyle kornea yüzeyinin daha düzenli bir hali getirilmesi sağlanır. Bu sayede hastalar gözlükle daha net bir şekilde görebilirler.

Keratokonus evreleri

Keratokonus hastalığında korneada görülen değişikliğe bağlı olarak erken, orta ve ileri olmak üzere 3 aşamaya ayrılmaktadır

1.evre

Erken aşama olan birinci aşamada hastalarda hiçbir belirti görülmemekle birlikte teşhis edilmesi halinde kullanılacak lensler yumuşak ya da sert olabilmektedir. Bunun yanında hastaların uzağı görememesi ve astigmata karşı gözlük de önerilere bilinmektedir.

2.evre

İkinci evrede korneadaki şekil değişiklikleri belirginleşmektedir. Ayrıca kornea incelmesi de söz konusu olmaktadır. Bu aşamadan keratokonus ilerlemesinin önlenmesi için genellikle çapraz bağlanma tedavisi kullanılmaktadır. Ayrıca görme kalitesinin arttırılması ve astigmatın azaltılması içinde lazer tedavisi uygulanabilir.

3.evre

Üçüncü evre hastalığın en ileri evresi olmaktadır. Bu aşamadaki hastalarda kornea incelmesi ciddi derecede olmakla birlikte yara izde gözlemlenebilir. Bu aşamadaki hastaların tedavisinde özellikle kornaya halka segmentleri ve kornea nakli mümkün olmaktadır. Ancak ikinci evrede çapraz bağlama tedavisi uygulanan hastalarda nadiren bu tedavilere ihtiyaç duyulmaktadır.

Doktora Soru Sor